Homepage RESEARCH-REVIEW
Increase Size Decrease Size Reset font to default

NEYCE Müzikevi

tr en

ESLÂF'ın Günümüze ve Müzikolojiye Selâmları PDF Print E-mail
yavuzhoca
 
 
10. İSTANBUL TÜRK MÜZİĞİ GÜNLERİ
"Müziği Yaşamak ve Yaşatmak için"
 
Müzik araştırmaları ve Folklor derlemeleri sempozyumu (04-05 Aralık 2003 saat 10.00 - 18.00 arası)
 
Konu: TÜRK MUSİKİSİN'DE DOĞRU VE GERÇEK BİR SES SİSTEMİ
(ESLÂF'ın Günümüze ve Müzikolojiye Selâmları)

 
Koruyan, Veren, Vâredeni anarak başlarım,
 
O bilir, hayırda ve yolunda olanı.
Ayrılıkta ve yalanda olanı da...
O ne hoştur, hayır yolunda olan,
Ki onun azığı iyiliktendir.
Ve ona üstün bir yardımla, yardım edilir.
BİLMEDİĞİNİZE ÜZÜLMEK,
BİLDİĞİNİZE ÖVÜNMEK KADAR ABESTİR.
Bilmek için bulmak, bulmak için öğrenmek gerektir.
Çalışınız öğrenmek için...
Ve seviniz işte o zaman sevilecek olanı...
Ve siz, sonra öyle olunuz...
İsminiz ve cisminiz İNSAN olsun.
 
Gerçeğe varmak, gerçekten isteyenin hakkıdır...
Gerçekten isteyen, önce sabretmesini öğrenir.
Sabretmek, yalnız beklemek değildir.
Vesvese veren elbet ki boş durmaz.
Sabretmek, vesvese verene ardınızı dönmekle başlar.
Daha çok, daha çok seviniz kardeşlerinizi.
Göreceksiniz ki, yalnız o yolda hayır vardır.
Hayırlar, hayır isteyenlerledir şüphesiz.
ÇALIŞAN BAŞARACAKTIR.
Vesvese verenle mücadele, size kalan iştir.
YARATAN SEVGİ İLE YARATIR.
SEVGİ İLE YARATTIĞINA VERİR DİLEDİKÇE...
GERÇEK, YOLUNUZ OLSUN...
(Kadim Kutsal Bilgi)
 
M. YAVUZ YEKTAY
Vet.Hek.1099
 
 
Kısa Biyografimiz:
Doğum: 15 Temmuz 1930 İstanbul, Beylerbeyi, Rauf Yekta Bey Köşkü.
 
1953 yılında, bir sömestre gecikerek Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nden mezûn oldum.
 
1950 yılında 19 yaşlarında eşim Nurhan Yektay ile evlendik, Yaratan'ımız bize 2 kız, 2 erkek evlât lütfetti, şimdi 5 torunumuz var.
 
1960 yıllarında (İhtilâl'de) Muş ve Mardin yörelerinde Yedek Subaylık yaparken çıkan "At Vebası" dolayısıyla, bu bölgede köy köy dolaşarak 17 bin at'a aşı yaptım. Anadolu'nun doğusunda yaşayan duygusal ve sevecen insanlarından gördüğümüz insanlık ve büyük misafirperverliği unutamam, tabiî
orada öğrendiğim sıcak halk musikisini de...
 
30 yaşlarımda ateşli bir Arel'ci (1) idim... Arel'in gençleri çok iyi anlaması ve onlara verdiği motivasyon ile... Fakat yavaş yavaş bir şeylerin yanlış olduğunu anladım... Türk Ulusu'nun en büyük sınavı da Arel'i ve Ezgi'yi ilmen kesin bir şekilde susturacak ve toplumu doğruya çekecek Rauf Yektâ
Bey'in 1935'de Nûr diyârına erken yürümesidir. Ölmüş ve dünyanın en büyük müzikologlarından biri olan Rauf Yektâ Bey hakkında yapılan GIYBET'in, GIYBETİ'ni yapmak istemiyorum (2)... Allah hepsine rahmet eylesin, hepsi nûr içinde yatsınlar, bütün hayırlar üstlerinde olsun...
 
45-50 yıldır Türk Musikisi'ne yeni ve gerçek bir ses sistemi bulmaya çalıştım, baktım ki bir küçük sandık makale, yazı, mektup ve müsvedde kağıdı birikmiş ve ben 75 yaşına merdiven dayamışım, yapabildiğim, bulabildiğim kadarını sizlere arz etmeye karar verdim.
 
Bizleri bir araya getiren her türlü sebebe şükrederim.
 
 
Yavuz YEKTAY
 
 
(1): Arel, Edgar Manas gibi dâhi bir müzisyenin öğrencisidir. 1900'lerden sonra, İstanbul sosyetesi, azınlıkların da etkisi ile, Türk Musikisi'ni icra etmenin ve sevmenin geri'lik olduğu fikrini yayıyor ve hatta Türk'leri de küçük görüyorlardı. Cumhuriyet'in ilânından sonra Atatürk'ün de İLERİCİ görüşü de o türlü düşünenleri heveslendirmişti. Onlar Türk Musikisi'nin atılıp, yerine batı musikisinin aynen konulmasını Modern'lik ve Lüks hayat icabından görüyorlardı. Ama öyle olmadı, yavaş da olsa güzelim Türk Musikisi kendi içinde gelişerek çağdaşlaşıyor ve tüm dünyalı kardeşlerimizi etkiliyor...
 
(2): Ne zamanki gerçekleri Arel'in hayatta kalan 5 öğrencisinin birisine anlattığımda, kendisi "Bir fotoğrafını verirseniz çalışma odama asacağım, Rauf Yektâ Bey'in böyle büyük bir insan olduğunu bilmiyordum!.." demişti. Yine, doküman ve bildiğim bilgileri Yılmaz Öztuna'ya verdiğimde "Tarihi
aydınlattınız, Türk Musikisi Ansiklopedisi'nin üçüncü baskısında çıkacaktır..." diye yazdığı mektubunu saygı ile saklıyorum.
 
 
Sayın Misafirler, Hocalarımız ve kıymetli Öğrencilerimiz,
 
Dünkü konuşmaların içerisinde ses sistemimiz, teori-icra farklılıkları ve Ana dizi sorunlarımız üzerine üç adet daha ses sistemine ait deklarasyonlar konunun ne kadar ivedi ve güncel olduğunu gösteriyor. Sevinilecek bir durum!..
 
Benim Teklif edeceğim dizi "ESLÂF'ın Günümüze, bizlere ve Müzikolojiye Selâmları"dır.
 
Ne zaman ki, Muradname'nin bir faslı sonunda kısacık bir cümle ile ifâde edilip geçiverilen sırrı okudum, o zamandan beri -55 yıldır- bu önemli ve -eslâf tarafından gizlenen- sırrı aramaya başladım. Cümlecik mealen şöyle idi: "24 perdelik bir muhalif düzen (ses sistemi) daha vardır, üstadlardan nakledilmiş bir sır olarak bildiğimizden dolayı açıklamadık!"
 
Farabi'den, Rauf Yektâ Bey'e ve ondan başlayıp bu güne kadar Türk Musikisi'ne hizmeti dokunan tüm üstadların eselerini tetkik ettim. Bilhassa kelimeleri ve kelimelerden kaçan ifâdeleri, isimleri, tâbirleri topladım. İtiraf etmem ve şükretmem gerekir ki, kelimeleri ve ifâdeleri bulmamda ve bunlardaki anlatılmak (açıklanmak) istenilen manâ sırlarını ve emirleri keşfetmemde Yaratan yardımı gördüm...
 
Beş bin yıllık geçmişi olan Ney sazını üflemek lûtfuna erdiğim için ve Yaratan yapısı o sazın seslerinin tekniği üzerinde, ibâdet edercesine çalıştığım için de şükrediyorum. Pek çok gerçeği de, Ney haber veriyordu...
 
65 yıldır kullandığımız Arel+Ezgi ses sisteminden de hepimiz sıkılmaya ve utanmaya başlamıştık. Övünecek tarafımız kalmamıştı.
 
İşte "eslâfın selâmı" olarak isim verdiğim Türk Musikisi Sistemini bulduğumda, ölmeden, bir sempozyumda takdir, öneri ve eleştirilerinize sunmayı düşündüm, onun için yüce huzurlarınızdayım.
 
Yanlışlarımın düzeltilmesinden, önerimin tamamen reddedilmesi arasında kalan bütün öneriler benim için büyük bir onurdur. Yeter ki, toplanıp - saygı ve sevgi ve bağışlayıcılıkla- Türk Halkı’na yaraşan bir "Türk Musiki Ses Sistemi" üzerinde Birlik'te konuşalım, tartışalım ve doğru olan bir sistemde BİRLİK olalım.
 
Bizleri bir araya getiren her türlü sebebe Şükredelim, canım kardeşlerim.
 
Yavuz YEKTAY
 
 
Sunuş Sırası:
A. Dizi hakkında ki sırrı açıklayan kelimeler, sezgiler...
B. Ney'in yardımı
C. Bilimsel deliller
D. Teklif olunan Ana diziler.
E. Çok seslilik için Rauf Yekta Bey'in 75 yıl evvelki teklifi.
 
 
A- Sırrı çözülebilecek kelimeler ve sezgiler:
 
1. RAST PERDESİ VE RAST MAKAMI
 
a- RAST - Doğru, düz, dik, temiz, sağ taraf, gerçek, uygun...
 
b- Rast ismi verilerek Ana makam için doğru adresi veriyorlar.
 
c- Rast (Arapça sıfat) = Doğru, düz, dik, temiz. İstikamet'den, Müstakim'den, Kıyam'dan (Allaha kullukta bulunma), Doğru tarîk (Doğru ve temiz yol, Hak'ka giden yol.)
 
d- Rast (Arapça isim) = (Vefk'den) = Yaratan’ın yardımıyla "Başarı göstermek (miş)" = "İşi Rast gitmek (miş)".
 
e- Rast (Farsça sıfat) = Dürüst, doğru, düzgün, sağlam, bütün +tam, üstün, Alah'ın yardımı ile üstün başarılı + uygun.
 
f- Rast (Farsça sıfat) = Sağ taraf, Sol ve sağ (Çep-ü Rast, Çep=Sol, falso, yanlış. Rast = Doğru). Bir ata sözü var: "Doğrusu Rast'tır). (Onun için sosyalist veya komünistlere SOLCU lâkabı verilmiş, yani falso yapan, yanlışta olan veya yanlış yapan benzetmesi var. Yoksa bir fikir ve akımın Sol'u, Sağ'ı olur mu? Buradan da "Gerçek Doğru" nun Rast olduğunu anlıyoruz).
 
g- RAST (Farsça isim) = Nîru (Zorlu, kuvvetli, güçlü).
 
2. Uzun zaman Ana dizi gibi Kaba RE üzerindeki YEGÂH dizisi kullanılmış idi. (Eski ismi ile "Kaba PENÇGÂH veya ana dizi gibi kullanılınca YEGÂH denen perde). (RE)Yegâh(Mİ koma bemol)Dügâh(FA bakiye diyez)Segâh(SOL)Çargâh(LA koma bemol) Pençgâh(Sİ koma bemol)Şeşgâh(DO)Heftgâh Sır olarak saklanan Ana dizinin RAST olduğunu imâ etmek için bir gün birisi (?) yukarıda gösterilen Çârgâh yerine RAST perdesi demiş (Rast kelimesinin tüm anlamları yukarıda açıklanmıştır) ve Ana dizinin RAST makamı olduğu açıkça bildirilmiştir.
 
3. Yegâh perdesinden sonra gelen Dügâh perdesini de bir dörtlü kadar tize yükseltmiş, ve Rast perdesinden sonra adı üstünde İkinci yer (ikinci ses) diye adlandırarak DÜGÂH demiştir. (Dügâh'ın bir koma pest frekanslı olduğu varken unutulmuş, batılaşma kaygusu (!) ile karıştırılarak bir koma dik kullanılmıştır). Dügâh perdesinin ismi boş kalan yerine Hüseynî Aşiran denmiştir. Tam bir sekizli tizinde bulunan Hüseynî sesine izâfeten. Aşir = onda bir, samimi dost, arkadaş, koca manasında. Aşiran = Onda birler (?). (Yılmaz Öztuna: "An eki 'veya edatı (?)' çoğullaştırılmış şekli gibi görünüyor; bu çoğul eki Farsça'da canlılar hakkında kullanılmakta ise de, şimdilik başka bir izah tarzımız yoktur" diyor. Bize göre, aşiran için "onda birler" manasını şimdilik bir kenara koyup, kelime grubunun mânâsını şöyle çözelim:
 
a) Hüseyin: Hz. Hüseyin. (Çok zayıf bir ihtimalle Hüseyin köyü veya kenti) Her ilime "Şerîf" denmemiştir, (Musikî-yi Şerîf) denmiştir. Şerîf onurlu, mübarek, kutsal, soyu temiz anlamına gelir. Yüce Yaratan'ımız kâinatları ve kainatlardaki dönen cisimleri frekanslarla düzenlemiştir. Meselâ Güneş sistemindeki tüm gezegenler için "Onlar ayrı sesten, aynı tondan" ses verir diyor. Selenler değişik, fakat ses aynı!.. Hz. Hüseyin'in de soyu temizdir, Muhammed soyundandır. Ve adı, Türk Musikisinin Ana dizininde onurlu yerini almıştır.
 
b) Hüseynî: (-î aidiyet bildiriyor) Hüseyin'den, Hüseyin'e ait, veya Hüseyin'in.
 
c) c- Aşir: Samimi dost, arkadaş.
 
d)
d1- -ân: (Bu ek, kelimeyi zarf yapar) Hüseyin'in dostu, Hüseyin'in arkadaşı.
d2- Bir sekizli yukarıdaki Hüseynî perdesinin arkadaşı.
d3- Uzak bir ihtimal, Dügâh perdesini dört ses tizleştirerek Yegâh ve Rast dizileri birbirinin içine girdi ya, Yegâh'dan Evç'e kadar olan on perdenin biri veya onda biri. Peki neden "Aşiran", yani onda birler, çünkü iki taneler Hüseynîaşîran ve Acemaşîran! (Yılmaz Öztuna'nın dediği (ân) eki, lisanen canlılarda kullanılırdı ya, işte Hüseyin ve Acem canlı varlıklar, ikisine de (ân) eki kullanılabilir:
 
- Hüseyin'in dostları,
 
- Acemlerin arkadaşları. (Buradaki Acemler, İranlılar manasına olabileceği gibi, 17.inci asrın hemen başlarında İstanbul’a gelip yerleşmiş 14 Acemler diye anılan Acem bestekârlar olabilir!.. Böyle ise gerçekten duygusal bir vefâ örneği vermiş bizim müzikologlarımız, bir perdeye Acemlerin adını vermekle...)
 
Ayrıca Acemler'in Devr-i Revan usulündeki bir Rast Nakış bestesi geldi hatırıma:
 
Hem kamer, hem zühre vü hem müşteri der asuman
Arzu mendend-i mihahendi sâzı bişnevend
Nağme-i uzzâl-ı şehnâz-ü segâh hem beyat
Rast ez Nikriz ez şayet Hicaz bişnevend.
 
Perdeye isim veren Acemlerin bu bestelerinin güftesi onların da müzikolog olduklarını ortaya koyuyor: "Ay ve yıldızlar nasıl asumanda ise, makamlarımızı da çeşit çeşit sazlarımız söyledi. İçinde eğer Hicaz söylenirse, Rast, Nikrîzdir." mealinde söylenen bu Rast Nakış beste hem mükemmel bir Rast gösteriyor, hem de Hicaz'lı Rast'ın Nikrîz makamı olacağını söylüyor. Ayrıca terennümü 14/8 lik 4 ölçüde ve 50 nota. Aynı terennümü 50 notadan 4-5 nota değiştirerek Münir Nurettin Selçuk hocamız "Gül yüzünde göreli zülf-ü semen sây gönül" bestesinde aynen kullanmıştır. Bu beyanımız da bu isimsiz "Acemler" lâkabı ile anılan 14 bestekâra gösterilen sevgi ve vefâmızdır. Münir Nurettin hocamız da ölmez eseri ile Acemler'in şâheser terennümünü sonsuza kadar yaşatmış oluyor, Rahmet ve hayırlar üzerine olsun!..
 
(Notası ilişikte)
 
Yukarıda anlattığımız gibi eski Yegâh dizisinin üçüncü ayağı Acem aşiran (FA bakiye bemol)'a da Acem dostlar veya Acemlerin arkadaşları manasına ad konulmuştur.
 
4. Esas natürel FA, IRAK ismiyle anılmıştır. (Çünkü eskiden IRAK'a Segâh deniliyordu.) Bir ihtimale göre oktavı olan Eviç'den en uzak anlamına. Ki şerefli görevi RAST dizisi karargâhına YEDEN olmaktır. Manası: Kuvvet, kudret ve güç veren el ile yardım edip KARAR perdesine vâsıta olma. Kezâ, mülk anlamına da gelir, karar kılmak için dayanılan ses anlamına.
 
5. RAST'ı anlattık.
 
6. Dügâh:
 
a) (LA koma bemol) Dügâh ismi ile de kalabilir. (LA koma diyezi) ise Dik Dügâh ismini alır.
 
b) (LA koma bemol) e Nerm Dügâh denilebilir, eski Dügâh aynı isimde kalabilir. (Nerm, yumuşak, uyumlu, âhenk veren v.s. anlamındadır.)
 
c) Veya üçüncü ve en doğru isimlendirme, (LA natürel) perdesine Dik Zirgüle demektir.
 
Hangisi kolay olursa.
 
Büyük Mücennep aralığı bulunan Rast ve Dik Zirgüle (LA natürel) arasına bir tek yarım ses yetişir, (SOL diyez) / (LA bakiye bemol), bu perde (SOL Natürel) perdesine 4 koma ve (LA Natürel) perdesine de 4 koma aralıklıdır. Bu perdeye ZENGÛLE isminin verilmesi doğrudur. Çünkü Zengûle, Türkçe'de çıngırak ve zil anlamınadır. Halbuki (LA Natürel) Zîrgûle (Arapçada isim olarak, Zîr = Sazın en ince teli, alt, aşağı, Gûle veya Güle = kıvrılmış ve bükülmüş saç, Kâhkül ve Zülüf manalarını taşıyor) Zirgüle veya Dik Zirgûle ismini alabilir. Neden iki isim var diye düşünürdüm, tetkik edilince anlaşıldı çok şükür.
 
7. Dik Zirgûle (LA Natürel) ile Segâh (Sİ Natürel) perdeleri arasında 9 koma var, tam bir Tanini aralığı. Dügâh (LA koma diyez) veya Dik Dügâh diyeceğimiz bu sese ilâveten bir de (LA k. mücennep) veya (Sİ bakiye) Kürdî perdesi lüzumlu. Irak (FA Natürel) sesi üçüncü sese taşındığında Segâh (Sİ Natürel) perdemiz Irak perdesi ile bir tam dörtlü tizdedir.
 
8. Segâh perdesinden bir koma daha tiz sesimiz Buselik (Sİ koma diyez). Buselik = Türkçe’si ÖPMELİK. Eslâf diyor ki: "Üzerinde çok durmayın, fazla kullanmayın, DİKEN gibidir." Ben de aynı kanıdayım. (Lik, Leykin, Velî = Lâkin, ama, ancak, velâkin manasında)
 
9. Yalnız bir SAZKÂR makamında kullanılan, belki transpozisyonlarda ara sıra işe yarayan Dik Buselik perdesinden hiç bahsetmeyelim isterseniz. Arel'in Çargâh dizisinde bütün arızalı sesler (Diyez)lerle yazılırken, diyezle gösterilemeyen sesin ayıbı, konuşulmasa daha iyi...
 
10. Çargâh (DO) aynı SOL ve FA gibi dokunulamayacak seslerden. Dizimizde (KTS) (T) (KTS) bir tanini (DO-RE) aralığı ile bağlanıyor. (Hatıl gibi)
 
11. Biliniz ki bu ÇARGÂH - NEVA arasındaki 3 adet Hicaz sesi (Manası: Mekke ve Medine ve Yaratan’ın Beyti Kâbe'nin bulunduğu ülkedir.) mutlaka ziyaret edilmesi gereken ses bölgeleridir. Bu ülkeden (bölgeden) Hicaz makamları, Sabâ ve şedleri, Pencügâh, Nişbur, müstear ve en önemlisi tedâvi gücü çok üstün olan Nikrîz rüzgârları geçer... (Rast ez Nikriz ez şayet Hicaz bişnevend.)
 
Dik Hicaz (RE bemol koma) perdesi için "Sağır Neva veya Sağır Sabâ" da denilirdi, doğrudur, Sabâ Hicaz (RE bakiye bemol) perdesinde bunaldığı zaman, serinletilmesi için veya Bestenigâr'da gönül rahatlığı ile tatmin edici bir Irak perdesi kararına varmak için Dik Hicaz (RE koma bemol) perdesi kullanılır. Örnek:
 
Derviş Recaî padişahî ne küned vay.
Yâr yâr-i men, yâr makbul-i men vay.
 
Görüyorsunuz ki "Karara giderken sesler pestleşir" kuralı da doğru değil!?.
(Rauf Yektâ Bey, Dik Hicaz perdesine Nerîme diyor. Nerîme, Nerim'in müennesi, bahâdırpehlivan, alp anlamına geliyor.)
 
12. Eskiden kalma bu 24 perdelik Rast dizisinde Hisarek, yani bir koma pest olarak ve natürel perde olarak kullanılır. Beyatî makamında (Mİ bakiye bemol) ve Evç'le birlikte kullanılarak Çargâh üzerinde Nikrîz yapılır ve ara asma karar (DO) olur ki, Beyatî'yi Uşşak makamından derhal ayırır, bir bahar havasına sokar! Eviç, (Mİ natürel) ve Neva'da asarak Segâh perdesinde ara asma kararla Segâh geçkisi de yapılabilir.
 
Neva (RE), ses, nağme, sadâ, makam, âhenk manalarına geliyor.
 
Dikkat ederseniz Nevâ'ya "Tiz Yegâh" denilmiyor. Çünkü Yegâh birinci ses evsâfını kaybetmiştir, birinci ses Rast'tır.
 
13. Rast perdesinden, Neva perdesine kadar olan kısmı, Hisar (RE bakiye diyez) perdesi sarp yerdeki bir kale gibi saklamakta ve korumaktadır. Hisar'ın manası = Kuşatma, etrafını alma, kale, etrafı istihkâmlı kale, sağlam ve sarp yer.
 
Hisarek (Dik Hisar) perdesi (ki bu perde sistemimizde (Mİ natürel) sesidir) Nevâ perdesinden Gerdaniye perdesine kadar kale görevini yapmaktadır. Hisarek'in manası = Küçük hisar, küçük kale. Hisarek perdesi için Müsteşrik Baron d'Erlanger 6.ıncı ses açıklaması yapmıştır.
 
14. Eski Hüseynî perdesine Dik Hüseynî denilebilir. Veya yeni Hüseynî perdesine NERM Hüseynî veya RAST Hüseynî, eskisine Yalnız Hüseynî denilebilir. Hüseynî'nin manası = Hüseyn'e mensup veya çok güzel bir anlamı var: Küçük Sevgili!..
 
15. Acem (FA bakiye bemol) perdesi Eviç natürel perde olduğundan bemollü ve diyezli gösterilecektir. Acem'in manası = Garip, yabancı, İranlı vs. Gerçekten Rast'dan başlayıp normal ana seslerle bir skala yapın. Eviç yerine eski dizilerde olduğu gibi Acem perdesi basın (veya üfleyin) garip, yabancı ve mütenafir bir ses duyacaksınız. Acem yerine Eviç sesi verirseniz mülâyim bir huzura kavuşursunuz.
 
16. Eviç'i natürel ses yaparak Rast dizisinin evc-i bâlâsına ulaşmış oluruz. Eviç yüce, yüksek, bir şeyin en yüksek noktası, doruk, şâhika demektir. Yani, yeni dizimiz (RAST-DİK ZİRGÛLE-SEGÂH+ÇARGÂH+NEVA-HİSAREK-EVİÇ) ile tamamlanmış oluyor. Eviç'ten sonraki MAHUR perdesi ârızalı sestir, dizinin evc-i bâlâsı değildir. Eğer ana dizi Yegâh olsaydı niye eski (FA bakiye diyez) perdesine Eviç ismi konsun? Nevâ'ya Eviç denirdi.
 
17. Eviç perdesinden sonra gelen (FA koma diyez mücennep) perdesine MAHUR ismini koymuşlar atalarımız. Mahur, meyhane demek. Daha enteresan: Sarhoşluk sahası, sınır dışı, şen - neşeli ama mahmur (!) demek. Daha da enteresan, Huri olmayan yer (!) demek. Fazla açıklamaya lüzum yok.
 
18. Rast'ın sekizlisine (oktavına) da GERDANİYE denilmesi kadar isabetli bir şey olamaz. Gerdaniye, sıfırdan sonsuza, sonsuzdan sıfıra dönen anlamına ve günlük dilimizde "Gerdanlık" anlamına bir sözcük. Şöyle:
 
Eslâfın, musiki hocalarımızın gizlediği 24 perdelik muhalif dizinin, perde isimlerinden çıkan ve bilimsel bilgilerle desteklenen çözümü budur:
 
RAST
DİK ZİRGÛLE (NERM DÜGÂH) veya sadece (DÜGÂH) Veya sadece (ZİRGÛLE)
SEGÂH
ÇARGÂH
NEVA
DİK HİSAR (HİSAREK) (NERM HÜSEYNİ) (BÜYÜK HÜSEYNİ) (RAST HÜSEYNİ)
EVİÇ
GERDANİYE
Mülayim bir gerdanlık!
 
 
B. BİLİMSEL DELİLLER
 
1. Selenler (Doğuşkanlar, Armonikler)
 
Rast dizisinin en önemli sesleri bize diyorlar ki: Yeni Rast Ana Makamının natürel seslerinin hemen arkasından gelen selenleri: Hisarek, Dik Zirgûle, Segâh, (SOL+RE+LA) büyük müneccep diyezli ara sesler vs.
 
Eğer yalnız Segâh’ı natürel ana ses kabul etsek (ki Rast perdesi SOL’ün 5.inci selenidir) hemen ara seslerden ana ses olması lâzım gelenler Si koma bemol, Mi koma bemol, LA koma bemol ve FA bakiye diyez ana dizideki yerlerini alıyorlar.
 
2. Konservatuar mezunu ve piyasada büyük bir itibarla çalan kıymetli müzisyenlerimiz bir sır gibi şunları söylediler bana: "Bazı tellerimizi Zarlino'ya göre akort ediyoruz!" Doğru.
 
3. Bir gün piyano akortçusu ile tanıştım İ.T.Ü. de. Bana dedi ki: "Si'leri bir koma kadar, FA diyezleri de 1/2 koma kadar pest akort ediyorum, akorda bayılıyorlar, hep beni çağırıyorlar..." Doğrusunu yapıyordu, hele Türkiyede ise...
 
4. Türk Kültürü Dergisi Eylül-1974 sayısında (30 yıl önce), Murat Bardakçı üstadımız Türk musikisindeki Doğal diziden bahsetmiş ve Ana dizi olarak Rast makamını bizim bulduğumuz dizinin hemen hemen aynı olarak yazmış! Şöyle:
 
RAST 1/1
DÜGÂH 9/8
SEGÂH 5/4
ÇARGÂH 4/3
NEVA 3/2
HİSAREK 5/3
EVİÇ 15/8
GERDANİYE 2/1
 
(Murat Bardakçı, bu konuyu tetkik edebilmek için Safüyiddîn Abdülmümin'in ŞEREFİYYE'si ile Ahmed-i Dağî'nin ÇENGNAME'si okunmalıdır diyor.)
 
5. Merhum Ekrem Karadeniz de Rast dizisinde hemen hemen aynı diziyi söylüyor:
 
 Rast  1.000  0   Sent
 Nerm Dügâh  1.110  1600   Sent
 Segâh  1.250  3400   Sent
 Çargâh  1.335  4400   Sent
 Neva  1.500  6200   Sent
 Hisarek (Nerm Hüseyni)  1.666  7800   Sent
 Eviç  1.875  9600   Sent
 Gerdaniye  2.000  10600   Sent


6. Asker arkadaşım Sayın Yakup Fikret Kutluğ TM.de makamları incelerken Sayfa 68'de Rauf Yektâ Bey'in bir sözünü almış: Batılılar gibi DO dizisi değil, aynen (TESADÜFÂT-I HASENEDEN, BİZİM ESASİ SÜLLEMİMİZ, GARP MUSİKİSİ İLE TEVAFUK ETMEDE.) diyerek Rast dizisini söylemiştir. (Çargâh perdesine sonradan Rast dedik ya!)
 
7. 15.inci yüzyılda El-Matla adlı eserinde, Seydî de "... Rast'dır ümmül-makamat" yani makamların anası Rast'dır demiş!
 
8. İ.T.Ü. eski Rektörlerinden inşaat fakültesi dekanlarından merhum Prof. Dr. Mustafa İnan'ın Türk Musikisi ses sistemi üzerinde yaptığı bilimsel araştırmada oktavı eşit (n) aralıklarına bölmenin en mükemmeli 53 parça olacağını tespit etmiş, ve ana sesleri şöyle yazmıştır:
 
Rast - Dik Zirgûle - Segâh - Çargâh - Neva - Dik Hisar - Acem (!). Nur içinde yatsın, hayırlar selâmlar üzerine olsun.
 
C. NEY'İN ÖĞRETİLERİ
 
NEY M.Ö. 5.000 yani 7.000 yıllık SÜMER âleti (alt delik hariç) hiç değişmemiş. M.Ö. 3.000 yani 5.000 yıllık bir örneği Amerika, Philadelphia Üniversitesi Müzesi'ndedir.
 
1. Ses yelpazesi RAST ana dizisine göredir. Yani Kaba RAST + RAST + GERDANİYE + TİZ GERDANİYE (Bazı neylerde ve bazı neyzenlerde) 3 adet RAST oktavı üst üste (Kaba Rast'dan daha pest olan IRAK perdesi de özel gayretlerle çıkarılabilir.)
 
2. Alt'tan üçüncü delik SEGÂH ve EVİÇ'in oktavlarını (sekizlilerini) verir.
 
3. Alt'tan birinci delik DİK ZİRGÛLE ve HİSAREK'in (Dik Hisar) oktavlarını (sekizlilerini) verir.
 
4. Segâh deliğini ve bir koma kadar aşağıya kaydırarak Dik Zirgûle (Hisarek) deliğini Ney açıcıları, yani insanlar bilerek açarlar, ve (Hayri Tümer Nur içinde yatsın) her birisinde özel secde edip, özel duasını okuyarak açarlar.
 
Musiki-yi şerif, Nây-i şerif denilir. (Onurlu, şerefli, mübarek, kutsal, soylu - temiz)
 
Daha doğrusu, Yaratan Yapısı, hem Musiki hem de Ney.
 
Ney bütün delikleri kapalı iken yalnız alt deliğinden 7 ses çıkar:
 
1- Kaba Rast
2- Rast
3- Neva
4- Gerdaniye
5- Segâh (!)
6- Tiz Neva
7- Tiz Gerdaniye (Bu ses bazı Neylerde ve bazı Neyzenlerde çıkabilir!)
 
Hadi yukarıda saydıklarımızda delikler insan eliyle delinmişti, peki ya tek delikten çıkan 6-7 ses içinde SEGÂH'ın bulunuşuna ne demeli!.. Demek ki SEGÂH natürel ses!.. SEGÂH varsa HİSAREK var, DİK ZİRGÛLE var ve EVİÇ sesi var, hepsi natürel sesler. İşte SIR olan dizi:
 

 
İlişikte sır olarak saklanan muhalif 24 perdelik mülayim diziyi veriyorum. İsterseniz kullanalım. Eğer bize bu diziyi, sır gibi saklamayıp, 600 yıl önce verselerdi 600 yıldır kullanıyor olurduk belki. Fakat inanıyorum ki biz şimdi çok daha fazla gelişmiş bir toplumuz. Sistemde daha çok yenilikler
arıyoruz! Haksız mıyım?
 
Şimdi size bu sistemle yapılmış 3 yeni dizi veriyorum:
 
1- Bulunanın tamamı, aynen 24 perde.
 
2- Bu sayfanın yanında çizdiğim 31 perdelik genişletilmiş şekli.
 
3- Fazla seslerden ARINDIRILMIŞ 18 perdelik kullanışlı ve mülayim şekli.
 
Ayrıca, çok sesli müziği kolay yapabileceğimiz Rauf Yektâ Bey'in 75 yıl önce önerdiği 12 lik sistem. Sesleri 1.inci sırada verdiğimiz seslerin aynı, yani batı musikisi gibi yanlış sesler değil!
 
Rauf Yektâ Bey'i hürmet ve sevgi ile anarım. O büyük insan, Dünya Barışı ve Dünya Birliği (Tevhîdi) için musikinin, (Musiki-yi Şerif) in en güzel yol olduğunu düşünüyor ve arzuluyordu. Nur içinde yatsın.
 
Takdirlerinize saygı ile arzederim.
 
Haddimi aştığım yerler varsa bağışlanmak dilerim.
 
YAVUZ YEKTAY
 
 
 
SONÇE
 
1- Kimseye karşı değilim.
 
2- Kuram ve uygulama arasındaki farklılığı azaltmak istiyorum.
 
3- Evet, icra nazariyattan önce gelir ama,
 
4- Müzikoloji de icracıya en iyi nazariyatı sunmalıdır.
 
5- İcracı müzisyen kuramlara harfiyyen uymalıdır.
 
6- Yorumunu nüans işaretleri ile belli etmelidir. (Veya “doğaçlama”larında, yoksa eslâfın eserlerini bozarak değil!)
 
7- Bestekârı dünyanın en özgür insanı olarak düşünüyorum.
 
8- Zamanla her şey değişecek ve her şey yenilenecektir.
 
9- Her şeye "evet" demek değil, her şeyi ilgilenip akıl yolu ile araştırmak gerek.
 
10- Birbirimize empatik bir iletişimle yaklaşmalıyız. Yani, ben değil sen olarak. Yani “önce ben değil, önce sen” diyerek.
 
 
YAPILMASI GEREKLİ İŞLER (Bir ekip işidir)
 
1- Perde isimlerini tespit.
 
2- Yeni uyguladığımız natürel 4 yeni sese göre tüm geçerli makamların yazılış analizi.
 
3- Mümkünse, yapılabilir tüm transpozisyonlar, kuralları acımasızca tatbik ederek, icracıya daha toleranslı davranarak,
 
4- Ses kalitelerine göre notasyon ve anahtarlar kullanarak, tabii sazcılara özel eğitim, şan söyleyenlere özel eğitim çok zor olmaz.
 
5- Tüm eserlerin notaları yenilenmeli. (Ekip halinde çalışılmalı)
 
6- Koro sesleri Mansur ve Kız Ney'i akortla yapılmalıdır.
 
7- Erkek sesleri Bolahenk ve Süpürde neyi akortla yapılmalıdır.
 
8- Kadın sesleri Kız ve Mansur neyi akortla yapılmalıdır.
 
9- İhmal edilemeyecek özel sesler, kendi üstün ve özel çalışmaları ile solist olabilirler.
 
Teşekkür ederiz.
 
Bizleri bir araya getiren her sebebe şükrederiz.
 
M. Yavuz Yektay
 
 
 
 
 

 
We have 12 guests online

Newsletter